Sırbistan Sırbistan olalı, Türkiye A milli futbol takımıyla ilk kez karşılaşacaktı.

Evsahibi, UEFA Uluslar Ligi'ndeki ilk maçını Rusya'da 3-1 kaybetmiş; bu maça, Macaristan'a Sivas'ta tek golle yenilen rakibi gibi puansız çıkmıştı. 

Dolayısıyla, iki takımın da amacı, gruplarındaki ilk puanlarını almaktı...

***

Başlarda Sırbistan daha diri bir oyun sergiliyordu. Ancak ilk çeyrekten sonra Türkiye açıldı ve karşı kaleyi yoklamaya başladı. 16'ncı dakikada önce Orkun, sonra Ozan Kabak'la iki fırsat harcandı. 

19'da yine Orkun'un 33 metreden şutuna, kaleci son anda ayak koydu. 

İlkyarının son dakikalarında ise Sırplar çok uygun pozisyonlarda kaleyi tutturamadı... 

***

Sırpça'dan çakmam. "Kolarov" sözcüğünde "renk"le ilgili bir anlam olup olmadığını da, haliyle bilmem. Ama ikinci yarının başında gördüğü ikinci kartın rengi de, ilkyarıdaki gibi sarıydı. Dolayısıyla Türkiye, en az 41 dakika, on kişilik rakiple oynayacaktı...

***

"Bakalım kırmızı-beyazlılar bu avantajı kullanabilecek mi" demeye kalmadan, gurbetçilerin hakimiyetindeki Türkiye, rakip kalede üstüste tehlike yaratmaya başladı. "Maç sonuna değin şu kadar atak yapıldı" desem yalan olur; çünkü sayamadım.

Ama olmadı da olmadı işte. 

İki maçta toplam 1 puan da, doğrusu bu şampiyona için ümit vermedi.

Yine de kısa günün kazancı, Osmanlı'nın kılıç hakkı olarak, anamızın ak sütü gibi helal gaz bulduk deplasmanda. Bilmem tribündeki dev "Gazprom" reklamını gördünüz mü?.. 

***

Velhasıl, 2020-21 için umut zayıf da olsa, bu "kaşar karşıtı devrimin çocukları" doğru tercih... 

"En az 41 dakika bir kişi eksik oynayacak" dediğimiz Sırbistan takımı ise, beş dakika uzatma da gelince, doğrusu 46 dakikayı iyi idare etti. 

Artık önümüzdeki maçlara bakçaz...